301 Moved Permanently

Moved Permanently

The document has moved here.

Haber Detayı
22 Kasım 2019 - Cuma 10:17 Bu haber 63 kez okundu
 
YAŞAMAK AĞIR İŞ YANİ. AV. FİKRİ DOĞAN’IN KÖŞE YAZISI
YAŞAMAK AĞIR İŞ YANİ. AV. FİKRİ DOĞAN’IN KÖŞE YAZISI
FİNİKE Haberi


YAŞAMAK AĞIR İŞ YANİ. AV. FİKRİ DOĞAN’IN KÖŞE YAZISI

 

                    Geçenlerde, TV’de Belgesel kanallardan birinde, denizin derinliklerinde olup bitenler anlatılıyordu. Öyle sıradan derinlikler değildi. Hani, gün ışığının ulaşamadığı, basıncın, insan bedenini korunmasızken, paramparça edebileceği derinlikler. Bu derinliklere, özel donanımlı deniz araçları ve görüntüleme cihazlarıyla dalınmış ve aynı nitelikli görüntüleme cihazlarıyla, alınan kayıtlar ekrana getiriliyordu. İlgi çekiciydi tabi. Her şeyden önce, o derinlikler sürekli karanlıktı. Denizin derinlikleri de, yeryüzünün suların üstünde kalan ve insan etkinliklerine konu olan yüzeyi gibi, dağlar vadiler, oyuklar vardı. Derinlik artıkça elbette ki, basınç artıyordu. Işığın ulaştığı, derinliklere kadar yoğun bir sualtı  yaşam formları ile karşılaşılıyor, derinlik ve ışık azaldıkça yaşam biçimleri, türler ve sayıları azalıyordu. Bir süre sonra da, en azından kameraların tespit ettiği bir canlı kalmıyordu.

 

                 Belgeselin en ilginç yanı, denizin tabanının, en derin çukurlarında, magma katmanından yükselen ve çatlaklardan, kabuğun dışına sızan, erimiş maddenin çevresinde, küçük planktondan, kabuklulara, eklem bacaklılara ve besin zincirinin üstünde yer alan diğer yırtıcı balıklara değin, bir yaşam keşfedilmiş. Güneş ışığının ulaşamadığı, zifiri karanlık ve bir insanı korunmasız, anında ezecek basınç altında, yaşayan canlıların, varlığı ilginçti. Bildiğimiz anlamda, yaşam için en elverişsiz, ortamda yaşayan canlılara tanıklık etmek, program yapıcıları ve sunucuyu olduğu kadar, beni de etkiledi. Buradaki canlılar için göz gereksiz oluğundan, gözleri yoktu. Besin zincirinin en altında bulunan planktonlar, yer altından gelen sıcak lavların çevresinde, oradan gelen enerji ve maddeleri besine çevirerek yaşam buluyor. Daha üstündeki küçükler, planktonları yiyor ve bu durum besin zinciri oluşturacak şekilde uzayıp gidiyor. Oysa yukarıdakiler; güneş ışıklarının ulaştığı alanlarda, yetişen her türlü besin ile ve elbette, büyük balık küçük balığı yiyecek şekilde yaşamlarını daha kolay sürdürüyor.  Tabi ki; daha  kolay derken, insan unsurunu elbette dikkate almazsak.

 

                 Yerin derinliklerinde, elbette denizin derinliklerinde, yaşam için uygun olmayan, alanlarda yaşayan canlılar, yaşamı büyük zorluklar altında var etmiş. Daha dar alanlara, sıkışmış ve gözlere bile ihtiyaç duymadan yaşıyor. Üstlerinde tonlarca, suyun yarattığı basınca da karşı koyacak, metabolizmalar geliştirmişler. Yukarıdakilerin işi daha kolay, güneş ışınları, her gün doğumunda, yeniden üretiyor, hayatı. Her şey, daha kolay elde ediliyor. Gözler besinleri görebiliyor. Aralarında rekabet elbette biraz var ama. Derinlerden  daha kolay her şey.  Düşündüm biraz;  canlılar için enerji gerekiyor demek ki; enerji varsa yaşam kendisine bir şekilde yol buluyor. Aşağıdakilerin durumu, zor da olsa aslında, avantajlı yönü de var, diye düşündüm. Evet ,vardı. Nedir  diyecek olursanız?  O derinliklere henüz yeni inmiş insanoğlu. Bilimsel amaçlı. Yani aşağıdakiler, doyacak kadar bir birbirlerini yiyordu. Onun dışında fazla da dert yok.   Bir de nispeten dar alanlara sıkışmıştı hayat. Gözler görmüyor ama kulaklar iyi duyuyor. Ama yukarıdakilere baksanıza, doyacak kadar birbirlerini onlar da yiyor, ama tek bununla kalsa iyi insan var. Adeta katliam var . Gırgırlar troller vs. kökünden söküp atıyor hayatı. Çoğunun türleri tehlikede.

 

                        İnsanoğlu yok ediyor. Hayatı sonuna kadar ticarileştirdi. Derinler de hayat var. En azından şimdilik.  Kısaca hayat; ne kadar tutunmuş ise, zor ise katlanılanlar. O kadar güven sunuyor, yaşayana.  Nazım’ın Yaşamaya Dair Şiirinden bir alıntıyla bitirelim. Tamamını okumanızı isterim.

 

                                                                       …….    

                                                                Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,   

                                                                yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,

                                                                 hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,

                                                                ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,

                                                                yaşamak yanı ağır bastığından.

                                                                                              (Yaşamaya Dair Şiiri – N. Hikmet)

Kaynak: Editör:
 
Etiketler: YAŞAMAK, AĞIR, İŞ, YANİ., AV., FİKRİ, DOĞAN’IN, KÖŞE, YAZISI,
Yorumlar
Bizim Gazete
Resmi İlanlar

Ulusal Gazeteler
Yazarlar
Alıntı Yazarlar
Antalya
Gök Gürültülü Sağanak Yağışlı
Güncelleme: 14.12.2019
Bugün
11° - 17°
Pazar
11° - 15°
Pazartesi
11° - 17°
Anketler
Haber sitemizi nasıl buldunuz ?
Anketler
Antalya

Güncelleme: 13.12.2019
İmsak
06:28
Sabah
07:53
Öğle
12:56
İkindi
15:27
Akşam
17:48
Yatsı
19:09
Arşiv Arama
Haber Yazılımı