ÇOK KISA YAZI
Yazılarımın çok uzun olduğu, bu nedenle okunmadığı eleştirisi aldım. Onlar gibi düşünmüyorum. Bir meramı anlatabilme , paylaşılacak değerli şeyleri aktarabilme kaygısı ile yazılan bir yazının, en kısa hali, elbette köşe yazısı imiş. Bu tecrübeyi kısmen ya
175 defa okunmuş - 27 Aralık 2019 - Cuma 14:05

Bir köşe yazısı hacminde, ele alınan konuyu, aktarabilmek ciddi bir tecrübe, birikim ve dile hakim olmak gerekiyor. Aksi halde konuyu anlatamıyorsunuz. Kendi düşüncenizi, yorumunuzu bağlayamıyorsunuz. En büyük tehlike de dağılıp kalıyorsunuz. Gazetedeki yazı alanımız belli. Çok kısa bir yazıya müsait. Tüm Gazete köşe yazıları için bu durum aynı. Hal böyle iken, yazılarımın uzun olduğunu eleştiri olarak ileri sürmek, anlaşılır gibi değil. İşin gerçeği ciddiye de almadım.

Üzerinde düşünülmesi gereken, husus aslında, neden okumaz hale getiriliyoruz. Bizleri sosyal medyada, slogan olacak mahiyette, yazılar, sözler , kısa şiirler mi bu hale soktu. Sosyal medya ortamında dahi uzunca bir yorumu, sonuna kadar okuyan pek yok. Sürekli ellerimizde telefon, kesintisiz okuma halindeyiz. Ama bir paylaşımdan diğerine, atlıyoruz. Konu bütünlüğü, hele hele anlama bütünlüğü yok. Toplumlar olarak eviriliyoruz. Düşünmemeye, okuduğunu anlamamaya, hiç okumamaya doğru bir yolculuk. Okumamanın toplumlar üzerinde derin etkileri olduğunu tarihten biliyoruz. Matbaanın uzun yıllar Osmanlı Toplumundan uzak tutulmasının sonuçları halen devam etmektedir. Her ne kadar Arap harflerinden, Latin harflerine dönüşü eleştirenler, bir gecede toplumun okur yazar olmaktan çıkarıldığını iddia etse de, zaten Osmanlı Toplumunda okur yazarlık yüzde 5 civarında belki vardı. Oysa Osmanlı toplumunu cahil bırakan, icadından çok uzun yıllar sonra matbaanın ülkeye kabul edilmesidir. Yani okumayan toplumun kökeninde, tarihsellik de var. Biraz okumaya başladık ki, bu kez de bizi, internete bağlı olarak, oluşan sanal dünyalar etkisi altına aldı. İşimiz zor.

Üniversite yıllarında , kızlı erkekli, arkadaş buluşmalarımıza, belki şöylesine göz attığımız bir kitabı okuduğumuzu, ima etmek için kitapla giderdik. Kitabın bir de kalınlığı varsa,” o kitabımı okuyorsun. Güzel kitap, kalın ama akıcı “ gibi sohbet konusu oluşurdu. O kitaplar ki bazısı iki ciltli, en azından beşyüz sayfa . Ama okunuyordu. Şimdi bir köşe yazısı uzun diyorlar. Acaba insanların zamanları mı değerli oldu. O anda yapılması gereken, işleri mi çok. Daha değerli işleri mi var ya da. Hiç biri değil . Çoğumuz işsiz. Kimimiz yarı zamanlı bile çalışmıyor. Sosyal ortamlarda kurduğumuz, sahte kimlikler üzerinden, sürekli ahkâm da kesiyoruz. Aslında cahilleştiriliyoruz. Okuryazar gibi olup, cahiller medeniyetini elbirliğiyle kuruyoruz. Kurduruyorlar. Cahilleri yönetmek her zaman iktidarlar tarafından daha kolay olmuştur. Boşuna değil, Osmanlı matbaayı , uzun yıllar ülkesine sokturmadı

Sağ üst butonu tıklayarak geri dönebilirsiniz...